Kıymetli Meslektaşım,

Bir öğretmenin sınıf kapısını açarken taşıdığı umudu, duyduğu sorumluluğu ve yaşadığı heyecanı biliriz. O kapının ardında kimi zaman ilk harfini öğrenmeyi bekleyen bir çocuk, kimi zaman yeteneğinin fark edilmesini isteyen bir genç, kimi zaman da kendisine inanacak bir yetişkin arayan bir yürek vardır. Öğretmen, hepsine aynı inançla yaklaşır: Her çocuk öğrenebilir, gelişebilir ve kendi hikâyesini emekle değiştirebilir.

2026-2027 eğitim öğretim yılına başlarken İstanbul'un her köşesinde bu inancı yaşatan değerli meslektaşlara gönülden sesleniyorum. Yeniden öğrencilere kavuşmanın heyecanını paylaşırken hazırlıklar, gayret ve mesleğe duyulan bağlılık için teşekkür ediyorum.

Değerli Meslektaşım,

İçinde yaşadığımız çağ, eğitimin önüne her gün yeni sorular getiriyor. Bilginin dolaşımı hızlanıyor, teknoloji öğrenme biçimlerini değiştiriyor, yapay zekâ hayatın pek çok alanında yerini alıyor. Çocuklar, önceki kuşakların karşılaşmadığı imkânlarla ve güçlüklerle büyüyor. Böyle bir zamanda öğretmenliğin insana temas eden gücü daha da belirginleşiyor.

Bir öğrencinin neyi anlamakta zorlandığını öngören dikkat, henüz kendisinin bile fark etmediği yeteneğine duyulan inanç, yanlış yapmaktan korktuğu anda ona cesaret veren güven ilişkisi... Eğitimin hayat bulduğu yer burasıdır. Öğretmenin mesleki birikimi, muhakemesi ve öğrencisiyle kurduğu bağ, bütün yeniliklere istikamet kazandıran temel güçtür.

Öğretmenlik, talebeliği hiç bitmeyen bir mesleğin adıdır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin bütüncül eğitim anlayışını da mesleğin bu derinliğiyle birlikte değerlendiriyorum. Bilgisiyle düşünebilen, becerisiyle üretebilen, vicdanıyla karar verebilen insanın yetişmesinde öğretmenin belirleyici bir yeri var. Eğitim politikalarının sınıftaki karşılığı, emekle, tecrübeyle ve öğrenciyi tanıyan dikkatle oluşuyor.

Bu bakımdan öğretmenin kendisini mesleki bakımdan güçlü, yaptığı iş bakımından anlamlı, mensubu olduğu kurum bakımından değerli hissetmesi önemsenmektedir. İstanbul'un eğitimine ilişkin taşıdığımız iddianın dayanağında birikimler bulunuyor. Sahada karşılaşılan meseleler, geliştirilen çözümler ve paylaşılan görüşler, birlikte yürütülen yolun yönünü belirliyor.

Kıymetli Öğretmenim,

Bu yılın "Maarifin Kalbinde Oyun" teması, çocukluğun sesini eğitim gündeminin merkezine taşıyor. Hepimizin hafızasında bir okul bahçesi, birlikte söylenen bir tekerleme, heyecanla beklenen bir teneffüs vardır. Yıllar geçse de o anların duygusu canlı kalır. Çünkü çocuk, oynarken dünyayla ilişki kurar; arkadaşlığı, beklemeyi, yeniden başlamayı yaşayarak öğrenir.

Çocukların okula aidiyet duyması, kendilerini güvende hissetmesi ve öğrenmeye gönüllü olması da bu insani bağlarla yakından ilişkilidir. Bir öğrencinin "Öğretmenim beni tanıyor." diyebilmesinde büyük bir güven saklıdır. Fark edildiğini, dinlendiğini ve ihtiyaç duyduğunda yanında birinin bulunacağını bilmek, çocuğun hayata karşı duruşunu etkiler.

Okul güvenliği, rehberlik, akran ilişkileri ve ailelerle iletişim başlıklarının ardında, her bir çocuğun huzurla büyümesine duyulan ortak hassasiyet bulunuyor. Bu sorumluluğun kurumsal dayanışmayla taşınması gerektiğine inanılıyor. Öğretmenin yanında güçlü bir okul yönetiminin, iş birliği içinde çalışan bir rehberlik hizmetinin ve çözüm üreten bir eğitim yönetiminin bulunması, bu güvenin ayrılmaz parçasıdır.

Ailelerle kurulan bağ da aynı ortak sorumluluktan besleniyor. Çocuğunun geleceğine umut bağlayan bir anne babayla, o geleceğe mesleki emeğini veren öğretmenin birbirini anlayabilmesi çok kıymetli. Karşılıklı güvenin güçlendiği yerde çocuğun okul hayatı da sağlam bir zemine kavuşuyor.

Değerli Mesai Arkadaşım,

Öğretmenliğin bitmeyen talebeliğini hep birlikte yaşanıyor. Her yeni sınıf, bildiklere başka bir açıdan bakmaya vesile oluyor. Bazen bir öğrencinin sorusu, bazen meslektaşın deneyimi, bazen okunan bir kitap düşünceye yeni bir kapı açıyor. Yılların tecrübesiyle mesleğe yeni başlamanın heyecanı aynı öğretmenler odasında buluştuğunda, herkesi zenginleştiren bir öğrenme ortamı doğuyor.

Mesleğin ilk yıllarındaki arkadaşların taşıdığı heyecanı da uzun yıllardır sınıflarına aynı bağlılıkla giren öğretmenlerin birikimini de bu ailenin kıymetli bir gücü olarak görüyorum. Birbirini anlayabilen, emeği takdir eden ve güçlükleri paylaşabilen ölçüde mesleki dayanışma büyüyor.

Öğretmenlerin her şartta çözüm arayan iradesini yakından tanımaktan gelen güvenle, karşılaşılan güçlükleri ve mesleğin hakkını vermek için duyulan ihtiyaçları dinlemek bir sorumluluktur. Öğretmenin sözünün karşılık bulduğu, katkısının değer gördüğü ve desteğe ihtiyaç duyduğunda muhatabına ulaşabildiği bir çalışma anlayışı önemsenmektedir.

Yeni eğitim yılına bu karşılıklı güvenle başlanıyor. Önümüzde yoğun bir çalışma dönemi var. Yorulunan günler de olacak, birlikte sevinilecek güzel gelişmeler de... Her birinde aynı amaç etrafında buluşulacak: Çocukların iyi yetişmesi, öğretmenlerin emeğinin karşılık bulması ve okulların hayatı güzelleştiren yerler olması.

2026-2027 eğitim öğretim yılının sağlık, huzur ve mesleki heyecan; öğrencilere öğrenme sevinci ve güzel hatıralar getirmesi temenni ediliyor. Aramıza yeni katılan öğretmenlere hoş geldiniz deniliyor; eğitime ömür veren bütün meslektaşlar saygıyla selamlanıyor, ebediyete irtihal eden öğretmenler ve şehit öğretmenler rahmetle anılıyor.

İstanbul'un çocuklarına birlikte emek vermekten, aynı mesleğin onurunu paylaşmaktan mutluluk duyuluyor. Her daim iletişime açık olunduğu da özellikle belirtiliyor.

İyi ki aynı sorumluluğu, aynı umudu ve aynı geleceği paylaşıyoruz.

Yeni eğitim yılı hayırlı, emek bereketli olsun.

Sevgi ve başarı dilekleriyle...

Murat Mücahit YENTÜR
İstanbul Millî Eğitim Müdürü

Haber: Dursun BÖLÜK

Önceki Haber İl Millî Eğitim Müdürü Yentür'den Yeni Eğitim Yılı Mesajı
Sonraki Haber İstanbul'da Yeni Eğitim Öğretim Yılı Başladı

Yorum Yap