Aşure Günü, tarih boyunca sabrın, dayanışmanın ve kardeşliğin en güçlü sembollerinden biri olmuştur. Farklı tatların aynı kazanda buluşarak bir berekete dönüşmesi gibi, milletler de farklılıklarıyla güçlü bir yapı oluşturur.

Bugün, farklı olanı dışlamayan; tam tersine, bir araya getirerek anlam inşa eden bir medeniyetin mirasçısı olunduğunun hatırlanması vaktidir. Aşure, her bir malzemenin kendi lezzetini koruduğu ve birlikte uyum sağladığı bir bütün olarak, insan olmanın özünü anlatır. Bu birliktelik; birlikte yaşamanın ve farklılıklarla zenginleşmenin anlamını yansıtır.

Muharrem ayının manevi atmosferi içerisinde idrak edilen Aşure Günü, paylaşmanın, dayanışmanın ve bereketin sembolü olmasının yanı sıra; Yas-ı Muharrem vesilesiyle Kerbelâ'da yaşanan büyük acıyı, Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt'in aziz hatırasını derin bir hürmet ve muhabbetle yâd edildiği müstesna bir gündür. Bu ayda tutulan Muharrem orucu ise sabrı, nefis terbiyesini, şükrü, paylaşmayı ve ihtiyaç sahiplerinin hâlini daha iyi anlamayı öğütleyen önemli bir ibadettir.

Muharrem ayı, Ehl-i Beyt sevgisini gönlünde taşıyan tüm Müslümanlar açısından ortak bir hüznü ve birçok duyguyu içinde barındırmaktadır. Sevgili Peygamberin torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki Ehl-i Beyt mensuplarının şehit edildiği Kerbelâ hadisesi, İslam âleminin ortak vicdanında asırlardır tazeliğini koruyan büyük bir acıdır.

Yas-ı Muharrem'in 10'uncu gününde, diğer adıyla Aşure Günü'nde; bir yandan paylaşmanın ve bereketin güzelliği yaşanırken, diğer yandan Kerbelâ'da hakikat, adalet ve insanlık onuru uğruna şehit olan Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt rahmet, hürmet ve minnetle yâd edilmektedir.

Bu mübarek ayın manevi ikliminin gönüllere huzur, hanelere bereket, ülkeye ve dünyaya barış getirmesi temenni edilmektedir.

Haber: Dursun BÖLÜK

Önceki Haber Nüfus ve Aile On Yılı’nda Gönül Gönüleyiz… Biz Büyük Bir Aileyiz…
Sonraki Haber Yeni Görev Yerlerine Atanan İdareciler İçin Veda Programı Düzenlendi

Yorum Yap