Sivil savunma; yalnızca savaşın gölgesinde değil, barışın en huzurlu anlarında da can ve mal emniyetini muhafaza etme iradesidir. Toplumun güvenliği, bekası ve millî savunmamızın sarsılmaz bir parçası olan bu faaliyetler, hem barışta hem de savaşta hayati bir önem taşır.

Yakın geçmişte yaşadığımız "Asrın Felaketi" 6 Şubat depremlerinden, ciğerlerimizi yakan orman yangınlarına kadar her zorlukta bizzat şahit olduk ki; afetlerle mücadele etmek sadece teknik bir müdahale değil, bir varoluş ve dayanışma meselesidir. Afetlerin yıkıcı etkisini bertaraf etmek; "Yeşil Vatan"ımıza, toprağımıza ve insanımıza sahip çıkmak ancak "Asrın Birlikteliği" ruhuyla mümkündür. Toplumumuzun en taze filizinden; tecrübeleriyle yolumuzu aydınlatan en yaşlı çınarımıza kadar her ferdimizin, bu bilinci aile ocağından itibaren kuşanması geleceğimizin en büyük teminatıdır. Zira eğitimli ve şuurlu bireylerin oluşturduğu bir toplumda; vaktinde ve doğru yöntemlerle yapılan müdahaleler, kaza ve doğal afetlerin ardından yaşanabilecek acıları asgari düzeye indirecektir.

Sivil savunma şuurunun toplumumuzun her katmanına yayıldığı, afetlere karşı el birliğiyle hazırlıklı olduğumuz bir gelecek temennisiyle; aziz milletimizin her türlü felaketlerden uzak, huzur dolu yaşamasını Allah'tan niyaz ediyorum. Başta fedakâr AFAD çalışanları olmak üzere, sivil savunma faaliyetlerinde büyük bir özveriyle görev yapan tüm gönüllülere şükranlarımı sunuyorum.

Önceki Haber Ramazan Etkinlikleri Kapsamında 'Gelenekten Geleceğe' Müzik Dinletisi Gerçekleştirildi
Sonraki Haber İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Ali Katipoğlu DYK'ları İnceledi

Yorum Yap